Kaydol
Prof.Dr. Atalay SÖKMEN

Sayfa 1

Bu ay ki röportajımızı Karadeniz Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Atalay SÖKMEN ile gerçekleştirdik. Bitki biyoteknolojisi hakkında bizlere açıklamalar yapan hocamızın çalışmalarını  ve okurlarımıza yönelik mesajlarını sizlere sunuyoruz.  İçtenliğinden ötürü Dirim Bilim Dergisi olarak kendisine teşekkür ederiz.

Kendiniz kısaca tanıtır mısınız?

Ben Prof. Dr. Atalay SÖKMEN 1960 Ankara doğumluyum. 1984 yılında Hacettepe Üniversitesi Fen fakültesinden mezun oldum. 1985 yılında Sivas Cumhuriyet Üniversitesine araştırma görevlisi olarak atandım ve 1987 yılında yüksek lisansımı bitirdim doktora yapmak üzere yurt dışına gittim. İngiltere’de Sheffield Üniversitesi Moleküler Biyoloji Biyoteknoloji bölümünde mastırımı ve doktoramı tamamladım. 1997’de Türkiye’ye döndüm ve bir müddet tekrar araştırma görevlisi olarak görev yaptım. 1999 yılında Yrd Doç. 2000 yılında ise Doç. oldum. 2005 yılında Sivas Cumhuriyet Üniversitesinde Profesörlüğe atandım ve 2006 da Karadeniz Teknik Üniversitesi Biyoloji bölümüne geldim.

Sayfa 2

Biyoteknoloji bize neyi anlatır?

Canlı ve canlılara ait bazı yapıların  ve özelliklerin kullanılmasıyla ürün ve hizmet üretimidir. Aslında biyoteknoloji paranın kendisidir. Tarihçesine bakacak olursak,  ne zaman insanlar bir krize girse (petrol krizi,piyasa durgunluğu gibi) canlı sistemlerin özelliklerinden yaralanarak ihtiyaçlarını karşılamışlardır. Biyoteknolojinin  genel tanımını bu şekilde değerlendirebiliriz.

Biyoteknoloji konusundaki çalışmalarınızdan biraz bahsedebilir misiniz?

                Daha çok doktora ağırlığım bitki biyoteknolojisi olmuştur, tıbbı bitkilerin hücre kültürleriyle yeni biyoaktif kimyasalların üretimi üzerineydi çalışmalarım. Çalışmalarım Türkiye’ye döndüğümde yavaşladı. Bulunduğum üniversitede finansal desteği kısıtlı olarak bulduğumdan yaklaşık 40 bitki türünün doku hücre kültürlerini yaparak çalışmalarımı devam ettirebildim. Aslında Bitki biyoteknolojisi çalışmaları zor olmayan ama mali anlamda süreklilik isteyen bir iştir. Gerek yurt dışında gerek Türkiye’de daha önce doku kültürü yapılmamış 70 kadar bitki türünün doku kültürünü gerçekleştirdim ve bunların ürettiği kimyasalların biyolojik faaliyetleri bakımından bir taramasını yaptım. Karadeniz Teknik üniversitesinde bununla ilgili çalışmalarım nispeten yeni sayılır. Sanayi bakanlığından aldığımız bir proje sayesinde KTÜ bünyesindeki Teknoparkta danışmanlığını yürüttüğüm bir şirket vasıtasıyla özellikle Türkiye florasında sahlep üretiminde değerli olabilecek orkide türlerinin doku kültürü çalışmalarını sürdürmekteyiz. Bunun dışında yine yöremizde son zamanlarda alternatif tarım olarak sunulan Vaccinium  ya da yerel adıyla ligarba(yaban mersini, mavi yemiş) denen bitki türünün doku  kültürleriyle çoğaltılması üzerine çalışmamız var. Daha farklı olarak safran bitkisiyle de doku kültürü çalışmalarımız var. Daha sonraları çalışma listemize Türkiye kekiklerinin biyoteknolojik olarak üremini ekledik. Hem kendisinin yaş ve kuru olarak sunumu hem de bunlardan elde edilecek kekik yağı ve suyunun üretimi üzerine bir çalışma. Ve buna birde lavantayı ekledik uçucu yağ içermesi ve ekonomik olarak değerli olmasından dolayı. İleriki aşamalarda ise özellikle tıbbi değeri olan bitkilerin doku kültürlerinin içeren bazı çalışmalar geliştireceğiz.

Sayfa 3

Biyoteknolojinin önemi nedir?

                Küresel olarak düşündüğümüz zaman, biyoteknoloji gelişmekte olan ülkeler için ideal bir teknik olarak gözükür fakat burada ciddi bir tezat var çünkü biyoteknolojiyi yapabilmeniz için teknolojieye ve paraya ihtiyacınız vardır bu da zengin ülkelerde mümkün oluyor. Dolayısıyla gelişmiş ülkelerdeki biyoteknolojik hamle ile gelişmemiş yada gelişmekte olan ülkelerdeki hamlelerin çelişkili olduğunu görüyoruz. Ülkemiz nüfusu giderek artan bir pozisyondadır fakat sağlık, beslenme, eğitim anlamından biyoteknolojiden yararlandığı söylenemez. Dışa bağlılıktan kurtulmak için bu çok önemlidir. Tıp alanında kendi kitlerimizin üretilmesi, sentetik tohum üretimi bunlara örnek verilebilir.

Ülkemizde bu çalışmaları gerçekleştirecek bir ekipmana sahip miyiz?

Ülkemizde her anlamda çalışkan, zeki ve becerikli insanlar var. Her şey yapmaları mümkün yeter ki o insanlara destek sağlansın. Klasik düşünen iş adamları, yatırımcılar, sanayiciler artık bu düşünceden kurtulup gerçekten böyle vasıflara sahip insanları desteklemeleri gerekli ve inanıyorum ki böyle insanlar başarıya ulaşacaktır çalıştıkları konularda. Bir örnek vereyim, geçen sene İngiltere’deyken bilgisayarım bozuldu ve bunu hiçbir yere yaptıramadım ama buraya geldiğimde bir masanın üzerinde parçalarını tek tek bakıldı ve sorun giderildi. Böyle zeki ve becerikli insanların bulunduğu bir ülkede sadece biyoteknoloji değil tüm teknolojik olaylar yürütülebilir. Mesela yurt dışında doktoramı üniversitenin içerisinde bulunan bir şirkette yaptım, çok şanslıydım bu konuda. Dünyanın her tarafından oraya bitkiler gelirdi, doku kültürleri yapılır, aktivite taraması yapılırdı. Sonuç olarak iyi bir beyin gücü var fakat biraz maddi destekten yoksun durumdayız.

Sayfa 4

Ülkemizde bu konuda ne gibi çalışmalar gerçekleştiriliyor?

                Önceki senelerde bitki biyoteknoloji alanındaki yaklaşık 17 arkadaş bir araya gelerek çok güzel iki ciltlik kitap yazmışlardı. Bu arkadaşlar hala bitki biyoteknolojisi üzerine çalışmalarını sürdürüyorlar.  Daha farklı olarak Ankara üniversitesi Ziraat fakültesinde, Konya’da Selçuk Üniversitesinde, Ege Üniversitesi, Abant İzzet Baysal Üniversitesi, İstanbul Üniversitesinde çalışmalar var bu konuda. Türkiye’de maalesef ileri düzeyde bitki biyoteknolojisi üzerine çalışan bir kurum yok ve ciddi bir anlamda eksiklik demektir. Ankara’ de şeker fabrikası bu anlamda bir şeyler yapmaya çalışıyor, benim bildiğim kadarıyla. Bir de Dicle Üniversitesini söyleyebilirim, burada Antep fıstığının çoğaltılması ön planda. Ve gelişmiş olarak gen aktarımı konusunda çalışmaların mevcut olduğu Ortadoğu Teknik Üniversitesini söyleyebilirim.

Türkiye ve diğer gelişmiş ülkeleri karşılaştırdığımızda, Türkiye’deki biyologların ve biyolojinin durumunu nasıl değerlendirirsiniz?

                Biyolog terimi biraz yersiz kalıyor çünkü biyoloji çok geniş bir konu, ister istemez her alan ile etkileşim halindesiniz. Örneğin bizim yaptığımız çalışmalara (doku kültürüyle bitkisel ürünler elde etme) eczacılar büyük tepki gösteriyor. Ülkemize bakıldığında dünyaya göre biraz şansız durumdayız çünkü bizde mesleki şövenizm hat safhada, mesela bir veteriner, tıpçı, “biyolog” bunu bilmez der. Halbuki biyolog işin özüne inmiş kişidir. Örnek olarak bir eczacıya şu anda kullandığınız bitkiyi araziden toplayıp değerlendirebilir misin dediğinizde bunu yapamaz, hatta bitkiyi bile tanımaz birçoğu. Moleküler biyoloji ve genetik alanında kişiler yetişmesi ve bunların katkıları tıp alanında inkar edilemez. Sonuç olarak Amerika ve Avrupa’ya göre bizim biyologlarımız biraz dışlanmış durumda.

Sayfa 5

Biyologlara yönelik iş alanları neler bu konuda dahilinde neler yapabilirler?

Çevre mühendisleriyle bir çelişki oluşuyor gibi gözükse de, çevreyle ilgili sorunların araştırılması ve değerlendirilmesiyle ilgili çalışmalarda (Doğada türlerin envanterlerinin çıkartılması, tehlike altındaki türlerin belirlenmesi, kirlilik ve kirliliğin oluşturduğu sonuçlar) biyologların yer almasının daha faydalı olacağına inanıyorum. Bunun gibi birçok yerde çalışma alanı var biyologlar için. Biyologların en büyük şanssızlığı, çok değişik alanlarda iş yapabilme potansiyeline sahip iken hepsinden dışlanmasıdır. Biraz üvey evlat muamelesi yapılıyor, sürekli önlerinin kesildiğini düşünüyorum.  Bide şu var aslında, biyolog ihtiyacımız ne kadar? Ne kadar bölüm ne kadar öğrenci var? Bunun bir envanteri çıkarılıyor mu? Ayağımızı yorganımıza göre uzatmamız da gerekiyor bu bağlamda. Yalnız şunu da unutmayalım, üniversitede okumak insanın bakışını genişletir, değiştirir.

Dergimiz hakkındaki görüşler ve okurlarımıza özel mesajlar var mı?

                Gerçekten hoş bir dergi, güzel düzenlenmiş ve iyi işlenmiş konular ve değişik bir ismi var derginin. DİRİM BİLİM. Türkiye’nin yanında, Dünya’da biyoloji alanındaki gelişmelere, röportajlara ve resimlere yer verilebilir.  Buna ek olarak yurt içinde ve ulaşılabilirse yurt dışındaki toplantıların, etkinliklerin yer aldığı bir ajandaya (şu tarihte şurada konferans var gibi) yer vermeniz çok iyi olur bence. Bunun linklerini sitenize atabilirsiniz, ulaşımı kolaylaştırma açısından. Birde inşallah ileride baskıya geçtiğiniz zaman hakemli olması koşulunda, kişilerin ilginç bulunan konulardaki makalelerini yayınlayabilirsiniz.

 

 
Copyright © 2010. Dirim Bilim Dergisi. Uploaded by Biyologlar.Net