Kaydol
Su Aygırları

Sayfa 1

Su aygırı (Hippopotamus amphibius), Nil aygırı olarak da bilinir, su aygırı Memeliler(Mammalia )  sınıfının Çift toynaklılar(Artiodactyla)  takımının su aygırıgiller (Hippopotamidae) familyasından çok büyük memeli bir otobur hayvan. Bu familyanın diğer türü ormanda yaşayan cüce su aygırı (Hexapotodon liberiensis) dır. Yunanca nehir atı anlamına gelen Hippopotamus ismine rağmen atlardan, çok balinalara ve yunuslara daha yakın akrabadır. Yavaş akan, kıyı şeridi ve kumsalı olan her büyüklükte akarsularda, ısısı 18 ve 35 °C aralığında sularda bulunur. Otlamak için, akarsuyun yakın çevresinde otluk bölgelere ihtiyaç duyar. Ortalama olarak su aygırları 30 ile 40 yıl yaşarlar (1).

Yetişkin bir su aygırının omuz yüksekliği 1.50 m, vücudu 4.50 m uzunluğundadır ki bundan, gövdeye basık kuyruk 50 cm pay alır. Su aygırı 2700 ile 4500 kg ağırlığındadır (1). Böylelikle gergedanlarla birlikte fillerden sonraki en büyük ikinci kara hayvanı konusunda rekabet halindedir. Bir su aygırı belli durumlarda saatte azami 48 km/sa. hıza ulaşabilir (2). 

Sayfa 2

 

Su aygırının kafası çok büyük, geniş, basık ve 450 kg' a kadar ulaşan ağırlıktadır. Kulaklar, gözler ve burun delikleri kafa profilinde oldukça yükselmiştir. Böylelikle hayvan su yüzeyinin altında yüzer ya da dinlenirken, sadece bu organlar sudan yükselirler. Su aygırlarının 44 dişi vardır. Her iki yanda da 3 kesici diş, bir köpek dişi, dört öğütücü azı ve üç azı dişi bulunur. Alt çenedeki kesici dişler hemen hemen domuzlardaki gibi yatay dururlar ve devasa bir tehdit oluştururlar. Yukarıdaki köpek dişlerine karşı işleyip, karşılıklı birbirlerini keskinleştirerek tehlikeli bir silah olurlar. İşte bu dişleri, yüksek hızı ve iri cüssesi sayesinde su aygırı Afrika'nın beş büyüklerinden beşincisidir (3).  

Tarihi zamanlara kadar su aygırı, Afrika, Madagaskar, Mezopotamya ve Kuzeybatı Afrika'da da yaşamıştır. Bugün sadece, Afrika'da Sahra’nın güneyinde Aşağı Nil ve Kap bölgesi gibi alanlarda yaşar ve Batı Afrika'nın geniş alanlarında ise soyu tükenmiştir (3)  

Suda bir hayata çok iyi uyum sağlamış olan su aygırları karada terleme suretiyle çok su kaybederken çok hızlı güneş yanığı olurlar. Suyun ve güneşin etkilerinden, uyarıldıklarında kuvvetli bir şekilde salgılanan pembe rengi sümüksü bir salgı ile korunurlar. Bu madde antiseptiktir. Suyun altına sıkça burun deliklerinin üstüne kadar dalarlar. Bu delikler kapandığından, su aygırı rahatça 10 dakika su altında kalabilir. Su aygırları hayatlarını su içinde geçirseler de aslında kötü yüzücüdürler. Çoğunlukla akarsuyun zemininde yürür ya da kendilerini suya taşıtırlar. Genelde geceleri karaya çıkarlar ve düzlüklerdeki otları yerler. Günlük bitki ihtiyacı 50 kg tutan bu hayvanlar yavaş akan nehirlerin yakınında bulunan, yeşil düz çimleri tercih ederler. Bu otlaklara ulaşmak için günlük beş ile on kilometrelik mesafeyi geride bırakırlar. Bu esnada gruplar düzgün patikalar oluşturur. Hayvan gündüzleri kumlu bir kıyıda veya sık kamışların arasında uyur (1).

Sayfa 3

Eşleşme devrelerinde erkekler ölüme yol açan şiddetli kavgalar yaparlar. Yılın her mevsiminde üreyebilir. 8 aylık bir gebelik sonucu genellikle karada 50 kg ağırlıkta bir yavru dünyaya getirir. Yavrular bir yıl kadar sütle beslenir. Suda annelerinin sırtına çıkarak yol alırlar. 8–10 yılda erginleşirler (1).

Su aygırları kuraklık zamanının başlangıcında çiftleşir ve sekiz aylık bir gebeliğin ardından yağmur zamanı tek bir yavru doğururlar. Doğum da döllenme gibi su içinde gerçekleşir (2). Döllenme sırasında dişi nerdeyse tamamen suya bastırılır ve sadece hava almak için yüzeye çıkar. Yeni doğan aygır 30 ile 50 kg arasında olup, doğumdan hemen sonra yürüyebilir ve kendini zeminden su yüzeyine itebilir. Anneler su içinde yavrularını emzirdikleri ve yavrunun gece otlamaya giden annesini takip edebilmesi için bunu yapabilmeleri gerekliliktir. Yavrusuna şekil vermek, kendisine bağlamak için anne yavrusunu, ilk günlerde özellikle güçlü bir şekilde savunur ve hiçbir su aygırını yaklaştırmaz. Sonradan ikisi de gruba katılır. İlk haftalarda yavru sadece anne sütü ile beslenir, yavaş yavaş buna bitkisel besinler eklenir (2). Yaklaşık bir yılın sonunda genç, sırf bitkisel gıda ile beslenir. Genç bir hayvan yedi yıla kadar bir süre annesinin çevresinde kalır. Dişiler her iki yılda bir ürerler (2).

Su aygırları, lezzetli etleri, fildişine benzer dişleri ya da sadece zevkine insanlar tarafından her zaman avlanmışlardır. Afrika'da timsah ya da aslan gibi pek çok büyük hayvandan daha fazla ölüm vakasına sebep olur. Bazen küçük bot ve kayıkları devirerek insanları parçalar (2). Kulakları, gözleri ve burun delikleri başının üst kısmındadır. Su yüzeyinde yüzerken dışarıda kaldıklarından rahat nefes alır, etrafı görüp, işitebilir. Suya daldığında burun delikleri kapanır. 10–30 dakika kadar su altında kalabilir, dipte koşabilir. Öfkeli ve cesur bir hayvandır. Kızdığında ise tehdit edici olarak esner.

 
Copyright © 2010. Dirim Bilim Dergisi. Uploaded by Biyologlar.Net