|
Eski yıllarda yaşamış bilim adamları veya bilimin öncüleri, ilkel teçhizatın ve potansiyel tehlikeli materyallerin geliştirilmesi adına, genellikle kendi sağlıklarını ve güvenliklerini feda etmişlerdir. Bu ilk tıp kaşiflerinin sabrı, bugün ortak kullanımda olan efektif analjezi/anesteziyi sağlamıştır. İnsan, canlı, algılayan, yorumlayan, tepki veren bir varlıktır. Bu durumu tersine çeviren ise anestezidir. Örneğin anestezi uzmanları reanimasyondaki hastayı yıllarca uyutabilir. Bu ay sizlere bir gazdan bahsedeceğiz. Sinirleri gevşeten sanki mutluluk veren güldüren bir gaz N2O/O2 sedasyonu.
Hem nitrusoksidin (N2O) hem de oksijenin (O2) keşfi, İngiliz bilimadamı ve rahip Joseph Priestley’e atfedilmekte. Priestley’in ne bulduğundan habersiz olmasına bağlı olarak, bu gazların keşfedilme tarihi, literatürde 1771 – 1777 yılları arasında değişmekte. Nitrusoksit ve oksijene ilave olarak, Priestley, karbonmonoksit, amonyak, ve sülfürdioksit gibi başka önemli gazların da ilk hazırlayıcısı olarak bilinmekte. Nitrusoksidi hazırlamak için, Priestley, demir dolgularla amonyumu ısıtmış, daha sonra gazı depolamadan önce, zehirli yan maddelerden arındırmak amacıyla sudan geçirmiş. Humprey Davy daha sonra Priestley’in keşfi üzerinde denemeler yaparak, gazın anestezik özelliklerini kaydetmiş. Nitrusoksidin solunumuna karşı yapılan uyarıları gözardı ederek, saf N2O’i ilk soluyan kişi olmuş. Dahası, gazı başka insanlara da uygulamış ve soluyan insanlardaki etkilerini gözleyerek, gaza “kahkaha gazı” adını vermiş. Sonraki 40 yıl belki de daha fazla süre, nitrusoksidin kullanımı daha çok eğlence toplantılarında ve halk gösterilerinde yer almıştır (1,2).
1840’ların başına kadar klinik diş hekimliğinde ve tıpta uygulama yeri bulamamış. Tıp okulundan atılmış olan Gardner Quincy Colton, nitrusoksit gösterileri yaparak ülkeyi dolaşmaktaymış. 10 Aralık 1844 tarihinde, Hartford, CT’da bir gösteri düzenlediğinde bu gösteriyi izleyenler arasında Horace Wells adlı bir diş hekimi bulunmaktaymış. Bir eczacının yardımcısı olan Cooley’in gazı solumaya gönüllü olması, Dr Wells’in dikkatini çekmiş. Nitrus oksidin etkisiyle zıplarken ayağını bir banka çarpan Cooley, bacağındaki yarayı farketmeden Dr Wells’in yanındaki yerine oturmaya gitmiş. Bu olay Dr Wells’in, nitrusoksit gazının analjezik özelliklerini farketmesini sağlamış. Görteriden sonra bu gazı hastalarına uygulayabileceğini söyleyerek onu muayenehanesine davet etmiş. Dr Wells’e gazı solutmuş, meslekdaşı Dr Riggs de, Dr Wells’in azıdişini çekmiş. Dr Wells’in acıyı hissetmemesi ile, bu özel demonstrasyon, başarılı olmuş. Daha sonra, Colton’dan gazın üretimini öğrenmiş ve gösteriden artan gazı hastalarına uygulamaya başlamış (1,2).
Wells, birkaç hastasına diş çekimlerinde N2O’i büyük bir başarıyla uygulamış. Bu prosedürü meslektaşları önünde sunmaktan çok heyecan duyan Wells’e, 1845 yılında Boston’da, bazı doktorlar ve öğrencilerin önünde uygulamasına müsaade edilmiş. Bir dişi çekmeye teşebbüs ettiği sırada, hasta, seyircileri kendisinin acı çektiğine inandıracak şekilde sandalyesinden zıplamış. Hastanın, hareket etmesini engellemeyecek kadar; yetersiz gaz soluduğu açıkça belirginmiş. Bir müddet sonra hasta, aslında acıyı hissetmediğini açıklamış. Ne yazıkki Wells’in deneyi başarısız nitelendirilmiş ve sonunda çöküşüne sebep olmuş ve 1848 yılında intihar ederek ölümü ile sonuçlanmış (1).
O olaydan sonra nitrusoksid bir süre için popüleritesini kaybetmiş ve daha çok Dr Colton’un çabaları vedental uygulamalarına bağlı olarak 15 yıl sonra tekrar gündeme gelmiş. Dr Colton, N2O’in güvenilir olduğu konusunda ısrar etmiş ve bunu ispatlayan kusursuz vakaları kaydetmiş. Bu dönemde nitrusoksit hastalara hipoksi karışım (%100) olarak, oksijen veya gaz ilave edilmeden verilmekteydi. Şans eseri, uygulamalar öyle kısa periyodlarda idi ki, ancak birkaç tane önemli olay gerçekleşti. 1864 ile 1897 yılları arasında Colton, hiçbir olumsuz sonuç olmadan 193.000 vak’a kaydetti. Diğer çağdaş anestezik maddeler, eter ve kloroformdu; ancak, zaman içinde tüm güvenlik testlerine dayanabilen sadece nitröz oldu (1).
Yüzyıllar önce bilim insanları bilerek veya bilmeyerek bir sürü buluş yapmış fakat değeri ancak 20/21. Yy da anlaşılmış. Geliştirmesine, genele yaymasına, insanlığın hayrına kullandırılmasına çoğu zaman karşı gelinmiş, hatta cezalandırılmış. Bizler bu köşeden bildiğimiz veya bilmediğimiz sayısız ilk mucitleri/kaşifleri sevgiyle anıyoruz..
|